EZOP MASALLARI ÖZET

Aşağa gitmek

Ezop Masalları 2

Mesaj  Admin Bir Perş. Ara. 06, 2018 12:46 pm


Şahin ile Güvercinler Masalı

Güvercinler, her zaman şahinlerin kendilerini avlayacağı korkusuyla yaşarlar; her zaman dikkatli olmak ve güvercinliğin
yakınında kalmak zorunda olduklarını düşünürler. Ancak bu şekilde şahinlerin saldırısından kurtulabilirler. Güvercinlerin bu
özelliklerinden dolayı saldırılarının başarılı olmadığını düşünen bir şahin, güvercinleri kurnazlıkla avlamaya karar vermiş.

Güvercinlere; “Beni kralınız olarak kabul ederseniz ben de size saldırmaktan vazgeçerim ve sizi çaylaklardan, doğanlardan korurum,” demiş.

Güvercinler şahinin sözüne inanmışlar ve onu kral olarak seçmişler. Ama şahin tahta geçtikten bir süre sonra, krallık hakkına ve yetkisinde dayanarak,
her gün bir güvercini mideye indirmeye başlamış.

Zavallı bir güvercin, yenme sırası kendisine gelirken, “Hak ettik bunu ama; oh olsun bize!” diye söylenmiş.

Bazı ilaçlar, hastalıktan çok daha kötüdür.

Balıkçı ile İzmarit Masalı

Bir gün, balıkçının biri ağını denizden çektiği sırada bir izmarit yakalamış. İzmarit, balıkçıyı görünce başlamış yalvarmaya:
“Ne olur beni bırak. Daha ufacığım, etim ne budum ne? beni şimdi tutacaksın da ne olacak? Beni denize bırak, biraz daha büyüyeyim,
kocaman bir olduktan sonra o zaman yine yakalarsın. demiş. Balıkçı: “Şu ufaklığa bak hele! Şu ufacık boyunla beni budala yerine mi koyuyorsun?
Yarın tutacağım balık bugünkünden büyük olacakmış diye bugün tuttuğumu elimden kaçıracak adam mıyım ben?” demiş.

Daha büyük bir kazanç umduğu için elindekini küçüktür diye kaçırmak akıllı adam işi değildir; onu söylüyor bu masal.

Tilkiyle Oduncu Masalı

Günlerden bir gün, avcılardan kaçan bir tilki, bir oduncu kulübesine saklanmak istemiş. Oduncuya yalvarıp: “Oduncu kardeş, nice zamandır ormanda
rastlaşırız, sen iyi bir adamsın. Bana emniyetli bir yer göster de saklanayım.” demiş. Oduncu: “Tamam tilki kardeş, hemen benim kulübeye gir, yatağımın
altına saklan orada görmezler seni” demiş.

Çok geçmeden avcılar oduncunun kulübesine yetişmiş, oduncuya: “Kolay gelsin oduncu, bir tilki avlayacaktık da buraya doğru koştu. Ne tarafa gittiğini görmedin mi?”
diye sormuşlar. Oduncu ağzıyla: “Görmedim!” dermiş, ama bir yandan da eliyle işaret edip hayvanın nereye saklandığını işaret etmiş. Avcılar oduncunun “görmedim”
dediğini duymuş ama kulübenin içinde olduğunu anlamamışlar. Tilkinin eliyle gösterdiği yere koşarak gidip, oradan uzaklaşmışlar. Tilki, avcıların oradan uzaklaştığını
görünce saklandığı yerden çıkıvermiş. Hiçbir şey söylemeden oradan uzaklaşmak istemiş. Oduncu tilkiye seslenmiş: “Nereye böyle Tilki kardeş? Seni avcılardan
korudum, iyilik ettim, canını kurtardım, sen bana bir teşekkür dahi etmiyorsun!” diye sitem etmeye başlamış. Bunun üzerine tilki şöyle demiş: “Oduncu kardeş,
ben sana teşekkür ederdim, ömrüm boyunca minnettar olurdum ama dilinle elin birbirine uymadı ki!” demiş.

Öyle insanlar vardır: ağızları iyilik söyler, elleriyle kötülük etmeye çalışırlar; bu masal işte öyle insanlar için söylenmiş.

Tilkiyle Köpek Masalı

Günlerden bir gün, tilkinin biri başıboş olduğunu düşündüğü bir koyun sürüsüne girmiş, minik kuzulardan birini yakaladığı gibi,
Çoban köpeği orada bitmiş. Tilkinin yanına varmış: “Kuzunun yanında ne arıyorsun?” diye bağırmış. Tilki korkarak: “Hiç efendim,
bu kuzucuk pek sevimli de, biraz onu okşayayım dedim” demiş. Çoban Köpeği: “Ya şimdi kuzuyu oraya bırakırsın, ya da ben de
gelir seni okşarım; köpek okşaması nasıl olurmuş, öğrenirsin!” deyip oradan tilkiyi kovalamış.

Bu masal, hilebazın, hırsızın beceriksizi için söylenilmiş.

Tilkiyle Maymun Masalı

Günlerden bir gün, maymun hayvanların ortasında kalkıp oynamaya başlamış; maymunu görenler pek beğenmiş, onu kendilerine
kral seçmişler. Tilki bu durumu çok kıskanmış; nasıl edeyim de bu maymuna bir kötülük edeyim diye düşünmeye başlamış. Bakmış ki
bir kapanın içinde bir et parçası duruyor, hemen hayvanların yanına koşarak: “İleride bir hazine buldum, ama onu almak benim gibi
kullara değil, ancak bir krala yakışır!” diyerek maymunun kapanın yanına gitmesini sağlamış. Maymun düşüncesizlik etmiş, hiç
düşünmeden eti almak istemiş, elini kapana sıkıştırmış.

Dönüp tilkiye şöyle demiş; “Kurnaz tilki! Beni bu tuzağa sen düşürdün” diye söylenmiş.
Tilki: “Yahu! Madem bu kadar alıksın, neden kalkıp hayvanlara kral olacağım dersin!.. Hiç böyle bir şey olur mu?” demiş.

Bir işe düşünmeden kalkışanlar yalnızca o işi başaramamakla kalmaz, üstelik kendilerini de komik duruma düşürürler.
avatar
Admin
Admin

Mesaj Sayısı : 3067
Kayıt tarihi : 12/01/09
Yaş : 46

Kullanıcı profilini gör http://moral.yetkin-forum.com

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: EZOP MASALLARI ÖZET

Mesaj  kkai88 Bir Paz Haz. 13, 2010 8:49 pm

büyük faydası olur bence bu paylaşımın öğrencilere (devrik) Very Happy çok güzel paylaşım Wink
avatar
kkai88

Mesaj Sayısı : 9
Kayıt tarihi : 08/03/09

Kullanıcı profilini gör

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

KENT FARESİ İLE KIR FARESİ

Mesaj  Admin Bir Perş. Kas. 12, 2009 12:03 am

Eski zamanlarda her nasılsa bir kent faresi ile bir kır faresi arkadaş olmuşlar. Kısa sürede dostlukları ilerlemiş,aralarından su sızmaz olmuş .Gel zaman,git zaman,bir gün kent faresi arkadaşı kır faresini evlerinde yemeğe çağırmış.-Gel de midem bayram yapsın biraz, demiş .Tatlısıyla,tuzlusuyla san bir şölen çekeyim de yedi göbek sülaleme hayır dua et ! Zavallı yoksul kır faresi bu çağrıya çok sevinmiş. Kırk yerde baklavayı, böreği nerede bulsun da yesin fukaracık ? Şölene koşa koşa gitmiş.
Bakmış kent faresi gerçekten görkemli bir masa hazırlamış .Ömründe görmediği yiyecekler bu masada .Kuş sütü bile eksik değil .Kır faresi neyi düşlemişse sofrada onu bekliyor. Hoş beşten sonra ev sahibi kent faresi ,arkadaşı kır faresini sofraya buyur etmiş. Tam yemeğe girişecekleri sırada bir yerden sesler, gürültüler,patırtılar gelmeye başlamasın mı ? Kent faresinin beti benzi atmış, kireç gibi olmuş yüzü .Kısık bir sesle : _Şşşşşşştt, aman! demiş. Kulaklarını dikmiş,çevreyi dinlemiş, sonra duyulur duyulmaz bir sesle : _ Yürü çabuk ,düş ardıma ! demiş kır faresine. Soluk soluğa bir kovuğa dar atmışlar kendilerini _ Kedi mi ? demiş,kır faresi. - Belki,-Yoksa insanoğlu mu ? - O da olabilir. Korkudan yürekleri güm güm ederek beklemişler,beklemişler . Sonunda 'tamam geçti' deyip çıkmışlar ortaya. Kent faresi ezik , boynu eğri:- Haydi buyur kardeş , soğutmayalım yemeklerimizi,demiş . Kır faresi bir arkadaşına bakmış , bir yemeklere... İstemem eksik olsun , demiş. Ben şölenden vazgeçtim. Şimdi yesem bile gönül rahatlığıyla boğazımdan geçmez Korku dağları bekler demişler, doğru demişler . İyisi mi sen kalk bize yemeğe gel .Gerçi senin sofran gibi bir sofra kuramam ama hiç değilse acı soğan kuru ekmek bile yesen ne kedi korkusu duyarsın , ne insanoğlu korkusu . Benim evimde acı soğan tatlılaşır , kuru ekmek ballaşır.
Hür yaşamak , baskı altında yaşmaktan her koşulda iyidir.
avatar
Admin
Admin

Mesaj Sayısı : 3067
Kayıt tarihi : 12/01/09
Yaş : 46

Kullanıcı profilini gör http://moral.yetkin-forum.com

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

EZOP MASALLARI ÖZET

Mesaj  Admin Bir Paz Mart 08, 2009 3:15 pm

Anonim anlatılar

Eski çağlardan günümüze gelen pek çok metin gibi, Aisopos’un masallarının da elimize ilk hallerinden çok farklı bir biçimde ulaşması doğaldır. Atina’da İ.Ö.V.yüzyıldan sonra hemen her yazar ve filozofun övgü ile söz ettiği Aisopos, her hayvan masalının sahibi kabul edilmiştir. Mesela kendisinden çok önce söylendiği bilinen “Kartal ve Tilki” masalı da bunlardan biridir ve İ.Ö.III. yüzyılda Demetrios tarafından kaleme alınan ilk Aisopos derlemesinde yer almıştır. Ancak günümüze kadar ulaşan ilk derleme İ.S.I. yüzyıl tarihini taşır ve Latincedir.
Sonraki yüzyıllarda da devam eden masal derlemeciliği, manzum ve nesir olmak üzere 350 masala ulaşır. Ne var ki Yunan ve Roma uygarlıklarında sevilen bir anlatı olan hayvan masallarının kimlerin kaleminden çıktığını kesin bir biçimde saptamak mümkün değildir. Ahlaki değerleri öne çıkaran bu masallardaki Hıristiyan inanışından kaynaklanan motifler, masalların çağlar boyunca nesilden nesile, metinden metine aktarıldığının kanıtıdır.
“Hayvan masalları halkın sevdiği bir edebiyat türüdür. Bundan dolayı halkın, hayatta nasıl davranılması gerektiği konusundaki düşünceleri dile getirirler. Bu düşünceler ile Yunan ve Roma filozoflarının ahlak bakımından kusursuz olma çabası ve erdemli davranma ideali konusunda ileri sürdükleri görüşler arasında hemen hiç bir ilgi yoktur. Masal yazarlarının benimsenmesini istediği erdemler, hayatı daha kolay ve rahat hale getiren; kişilerin çıkarlarına uygun düşen, bağlılık, minnettarlık, ılımlı davranma, boyun eğme ve çalışkanlık gibi sosyal erdemlerdir. Masallarda kimi zaman gerçek bir ahlak dersi verilmez; başkalarının davranışlarından çıkarılmış açıkgözlülük ve sakınganlık öğütleri verilir. Bunlar kimi zaman ahlaka aykırı bir nitelik bile taşıyabilir. Ne var ki, bugün için, “Aisopos’un Masalları”, her şeyden önce, insanlığın ortak malı bir bilgeliği dile getiren ve yüzyıllardır kültür alanında etki gösteren klasik belgeler olarak ilgimizi çekiyor”.
Aşağıda bu masallardan seçtiğimiz bazı örnekler var:


Bülbül İle Kırlangıç
Kırlangıç bir gün bülbülü bulmuş, “Bak, ben insanların çatıları altına yuvamı kuruyor, orada yaşıyorum sen niye gelmezsin?” diye sormuş. Bülbül, “Eski dertlerimi hatırlayıp yeniden dertlenmek istemem de onun için ıssız, ücra yerlerde yaşarım”, demiş.
Bir kimseyi bir kere bahtı vurup yaraladı mı, o kimse artık o yerden, gönlünde yara açmış o yerden de kaçmak ister; bu masal onu anlatıyor.


Balıkçı İle İrili Ufaklı Balıklar
Bir balıkçı ağını denizden çekip iri balıkları tutmuş, kumun üzerine sermiş ama ufak balıklar, delikleri arasından kaçıp kurtuluvermişler.
Fukara kısmı bir işten kolayca sıyrılır ama herkeslerin zengin diye bildiği kimseler tehlikeyi çabuk atlatamazlar.


Tilki İle Ejderha


Tilki bir gün uyuyan bir ejderha görmüş: “Boy dediğin böyle olmalı işte!” deyip kendi de onun yanına yatmış, uzamaya çalışmış; o kadar çabalamış ki sonunda geberivermiş.
Kendinden büyüğe benzemeye kalkmanın hali böyle olur işte. Hem umduğuna erişemez, hem de kendi kendini yok eder.


Ayı İle Tilki
Ayının biri, “Ben insanları severim; ölülerini yemiyorum işte,” diye böbürleniyormuş. Bir tilki bunu duymuş; şöyle demiş; “Keşke ölülerini parçalasan da dirilerine dokunmasan’”
Bu masal, iki yüzlülük içinde yaşayan, boşuna böbürlenen gözü doymazların foyasını meydana vurur.




Diogenes İle Kel

Kel kafalının biri yolda köpeksi feylesof Diogenes’i görmüş, başlamış küfürler savurmağa. Diogenes, “Ben de sana uyup ağzımı mı bozacağım? ALLAH korusun! Ben senin saçlarını öveyim. Ne iyi etmişler de o kötü kafanın üstünde durmayıp dökülmüşler!” demiş.



alıntıdır: http://bocekforum.com/ezop-masallarindan-ornekler-t1965.html?s=c41c8e3b2a1bede82894594a4369f8df&
avatar
Admin
Admin

Mesaj Sayısı : 3067
Kayıt tarihi : 12/01/09
Yaş : 46

Kullanıcı profilini gör http://moral.yetkin-forum.com

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Sayfa başına dön


 
Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz