Hasan-ı Basrî Hazretleri şöyle rivayet etmiştir

Aşağa gitmek

Hasan-ı Basrî Hazretleri şöyle rivayet etmiştir

Mesaj  Admin Bir C.tesi Şub. 24, 2018 8:02 am

Hasan-ı Basrî Hazretleri şöyle rivayet etmiştir: Ebû Zer-i Gıfârî (R.A.) bir gün Medine-i Münevvere'de giderken Hz. Hasan ve Hz. Hüseyn (R.A.) Efendilerimize rast gelir. Ve kendisi selâm verirler. O da ta'zîm ile selâmlarını alır. Daha sonra İmam Hasan ve Hüseyin Efendilerimizden, Hz. Ebû Bekr, Hz. Ömer, Hz. Osman (R.A.) hakkında, Rasûlüllah (S.A.V.) Hazretlerinden, neler işittikleri ve faziletlerini sual eder. İmam Hasan (R.A.) buyurur ki:

— Onların faziletlerini bizden daha fazla bilen kimse yoktur. Zira bir gün validemiz Hz. Fâtıma (R.A.) ile sohbet ederken, Ceddi Pâkimiz Hz. Rasûlü Ekrem (S.A.V.), gelip üç defa: «Ya Fâtıma! Ali nerededir?» diye sordular. Validemiz de: «Ya Rasûlallah, abdest alıp mescide gitti.» diye cevap verdi. Onun üzerine: «Ya Fâtıma! Geldiği zaman Hz. Âişe'-nin hücresine gelsin.» buyurdu. Validem: «Ya Rasûlallah, Hz. Âişe'ye muhabbetin var mıdır?» diye sorunca, Efendimiz Hazretleri: «Ya Fâtıma! Bilmez misin ki, kadınlar arasında üç kimse, bana çok sevgilidir. Birisi sen, birisi annen Hatice ve birisi de ümmü'I-mü'minîn Âişe.» buyurdu.

Bunun üzerine validem Hz. Fâtıma:

— Ya Rasûlallah, erkeklerden kimleri çok seviyorsun? diye sordu. Fahri Kâinat (S.A.V.):

— O iki hayır ve faziletler sahibi, Ebû Bekr ve Ömer'i çok severim, deyince, validem ağlayarak:

— Ya Rasûlallah, Ali'yi sevmez misin? dedi. Fahri Kâinat Efendimiz;

— Ya Fâtıma! Ali benden ve ben Ali'denim. Hiç kimse, kendi nefsini metheder mi? Ya Fâtıma, sen benim eshab ve zevcelerime dil uzatan biri misin ki? diye sorunca, validem;

— Ya Rasûlallah! Buna kim cesaret eder? dedi. Efendimiz:

— Ya Fâtıma, bir kavim gelecek ve kendilerini benim ümmetimden saydıkları halde, eshab ve zevcelerime dil uzatacaklar. Ben onlardan uzağım, sen de uzak mısın? deyince, validem de:

— Uzağım Ya Rasûlallah! dedi. Ondan sonra Ceddi Pâkimiz, mübarek yüzünü bizden tarafa çevirip:

— Ya Hasan! ve Ya Hüseyn! sizler de uzak mısınız? buyurdu. Biz de:

-- Evet Ya Rasûlallah, uzağız diye cevap verdik.

Bu esnada pederimiz Hz. Ali, içeriye girdi. Ceddimiz, mübarek yüzünü, pederimize döndürdü ve:

— Ya Ali! Sen de, benim eshabım ve zevcelerime dil uzatanlardan uzak olur musun? buyurdu. Pederimiz de:

— Ya Rasûlallah, senin eshabına ve zevcelerine kimin haddine ki, dil uzatabilir? dedi. Ceddi Pâkimiz:

— Ya Ali! Bir kavim gelecek ve kendilerini senin zümrenden sayacaklar. Seni çok sevdiklerini söyleyecekler, fakat benim eshab ve zevcelerime dil uzatacaklardır, buyurdu. Pederimiz de hemen ellerini kaldırdı ve «Ya Rabbi!- Muhakkak sen her şeyi görüyor ve biliyorsun. Rasûlün de buna şahiddir ki, Ebû Tâlib'in oğlu, Hz. Ebû Bekr, Hz. Ömer ve Hz. Osman'a dil uzatanlardan uzaktır.» diye dua etti. Dua biter bitmez «Rabbiniz de sizin uzak olduğunuz kimseden uzaktır» diye hatıftan gelen nidayı, Hz. Hasan ve Hz. Hüseyn (R.Aa) Efendilerimiz işitmişlerdir.

Hz. Rasûlüllah (S.A.V.) Efendimizin, eshab ve zevcelerine dil uzatan bir takım zındıkların âkibetlerî hayır olmayıp, şefâat-i Rasûlüllah ve şefâat-ı eshabtan mahrum olacaklarını Cenabı Hak tasdik edip, çehâr-yâr-ı Safa'nın faziletleri ve kerametlerine işaret buyurmuştur.

Cenabı Ebû Bekrini's-Sıddıyk (R.A.) kerime-i muhteremeleri, Hz. Âişe'yi Hz. Ömer de (R.A.) kızı Hafsa validemizi, Cenabı Peygambere akd u tezvîc etmişlerdir. Hz. Rasûlü Ekrem (S.A.V.) de, kerimeleri Ümmü Gülsüm ve O'nun vefatından sonra Rûkiye'yi (R.A.), Cenabı Osman'a (R.A.) ve gözünün nuru kızı Hz. Fâtıma'yı (R.A.), Cenabı Ali'ye (K.V.) tezvîc etmişlerdi. Bunların her biri asr-ı saadette hizmet-i vezâret ile şerefyab olup, daha sonra rutbe-i hilafet'e yükselmişlerdir. Her biri, Din-i Muhammedi'yi izhar yolunda, nice mihnet ve meşakkatler çekmişlerdir. Kimisi malını, kimisi canını ve kimisi de başını feda ederek, çok yüksek makamların sahibi olmuşlardır.

Diğer eshab-ı kiram da, Din-i İslâm yolunda nice cihadlar ederek, ekserisi şehadet şerbetini içip, cennete dahil olmuşlardır.

Bütün mü'min ve mü'minata lâzım olan, tarîk-ı ehl-i sünnet ve sîret-i eshab üzere giderek, cümlesine muhabbet besleyip ism-i âlileri zikr olunduğunda «Radıyallahü Teâlâ Anh» demektir.

Cenabı Hak yevmi kıyamette, onların şefâatlari ile bütün ümmet-i muhammedi cennet ve cemâline nail buyursun. Âmin.
avatar
Admin
Admin

Mesaj Sayısı : 3049
Kayıt tarihi : 12/01/09
Yaş : 46

Kullanıcı profilini gör http://moral.yetkin-forum.com

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Sayfa başına dön


 
Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz