baba oğul
Would you like to react to this message? Create an account in a few clicks or log in to continue.

Mustaf çırpanlı Hocaefendi

Aşağa gitmek

Mustaf çırpanlı Hocaefendi Empty Mustaf çırpanlı Hocaefendi

Mesaj  Admin Salı Kas. 23, 2021 6:52 pm

ALANYA'LI ÇIRPANLI HOCAEFENDİ

1910 yılında, Alanya’nın Durbannaz yaylasında dünyaya geldi. Dedesi, Antalya’nın Gündoğmuş ilçesine bağlı Kozağaç köyünden gelerek, Alanya’ya yerleşti. Hocaefendi, henüz 10 günlük bir çocuk iken annesini kaybetti. Annesinin vefatı üzerine teyzesi evlatlık alarak büyüttü. Teyzesinin beyi Bulgaristan muhacirlerinden olup, oldukça zengin biriydi. Başka varisi olmadığından bütün malları Hocaefendiye kaldı. Evlenme zamanı gelince dayısının kızıyla evlendi. Üç oğlu, bir kızı dünyaya geldi.

Çırpanlı Hocaefendi, askerde tasavvufa dair okuduğu bir kitabın tesirinde kalarak, zamanının mürşid-i kamilini bulup, ona bağlanma hevesiyle sevdalandı. Bir mürşid-i kamilde bulunması gereken vasıfları öğrendi. Asker dönüşü aramaya başladı. Hocaefendiye göre bir mürşidte bulunması elzem olan hususiyetler şunlardı: “Mürşid-i Hakikinin üç türlü alameti vardır. Bu alametler kendinde bulunduğu takdirde hakiki mürşittir o. Birincisi; sireten, sureten, şeklen aynen Resüllah Efendimize benzeyecek. İkincisi; Rabıta yapıldığı zaman feyz-i muhammedi alınacak, hem de rabıta yapanların yüzünde o nur görülecek. Üçüncüsü; müceddid olarak gelmiş olacak. Başka devirlerde müceddid olarak gelmesi şart değilken, dinin yıkılıp yere serildiği şu devirde gelecek olan mürşidin müceddid olması şart.” Hocaefendi, ölçü olarak kabul ettiği bu mıkyasa, pek çok müteşeyyihleri arzedecek, uygun olmadığını görecek ve bundan mürşit olmaz diyerek geri dönecektir. Hatta, bir yerde şeyh olduğunu iddia eden birinin kör olduğunu gördü “Bundan mürşid olmaz” diyerek geri döndü.

Bilahare Hazretle teşerrüfünden sonra bunu anlattı ve “A’ma bir kişiden mürşid olur mu?” diye sual etti, Efendi Hazretleri de şu cevabı verdi: “Evladım, evine kıymetli bir müsafirin gelse, evde de 15-20 kahve fincanı olsa, bu fincanlardan birinin kenarı kırık veya çatlak olsa, o iyi ve güzel fincanlar varken, kıymetli müsafirine kırık fincanla kahve verebilirmisin?” buyurdu. Hocaefendi “Müsafirimize en iyi fincanda veririm efendim” dedi. Bu cevap üzerine Hazreti Üstaz: “Peki, Cenab-ı Hak, iyi ve güzel kul yaratmaktan aciz de körden, topaldan mı feyz-i muhammediyi tevzi edecek, yok mu hiç kul!” buyurdu.
Yıllar süren bu aramadan sonra, 1935 -1936 senelerinde, birgün Karaköy vapur iskelesinde bilet satmakta olan hemşehrisi Alanya’lı Mehmet Akçalıoğlu amcamızla görüşdü. Bu görüşmelerinde ona bir mürşid-i kamil aradığını söyledi. Mehmet Amca da, ona Hazretimizden bahsetti. Muhakkak onu görmesini ve vaazını dinlemesini tavsiye etti. Bunun üzerine Çırpanlı Hocaefendi, Hazretimizin vaaz ettiği camiye gitti ve ruhlara gıda sohbetini dinledi. O manevi ziyafetin tesiriyle kendini bir başka alemde zannetti. Cami çıkışında bekledi, elini öptü ve “Gel evladım Mustafa, bizi çok aradın” iltifatıyla manevi himayeye kabul edildi. O manevi iklime girince Alanya’daki dükkanını kapattı ve İstanbul’a okumaya gitti. Bir otelde Hazretimizde, 10 gün okudu. Bu talim, esasen kitabların yapraklarını çevirmeyi andırıyordu. Hazretin himmet ve teveccühü ile uzun yıllar mütalaa ve okumaya ihtiyac kalmadı. Nitekim Hoca Efendimiz ilerde tedris hayatında talebelerini okuturken bazı sayfalarda takılacak ve zorlandığı ibareler olacaktı. Sebebini de “Çocuklar, Hazretin huzurunda okurken, bazen açılmadan çift geçen sayfalar olurdu, bu zorlandığım yerler orasıdır” şeklinde izah edecekti.

Çırpanlı Hocaefendi, Efendi Hazretlerinin arzu ve işaretleri üzerine 1942-1943 yıllarında Antalya’da bir dükkan açtı. Birbuçuk-iki sene geçmesine rağmen kimseye vazife tarif edemedi. Kimseye rabıta verememenin üzüntü ve mahcubiyeti ile İstanbul’a gitti. Fakat Efendi Hazretleri onu tebrik ve iltifatla karşıladı: “Antalya feth olundu” buyurdu.
Hazretimiz, daha sonra Antalya’daki dükkanını kapatıp, Alanya’ya gitmesini emretti. Hocaefendi, Alanya’da kendi evinde, evinin tavanında ve bizzat yaptırdığı mescitte talebe okutmaya başladı. Kalaycı Hocaefendi, Ahbab Hocaefendi, Demirci Hoca ve Zühdünün Hüseyin Efendi gibi zevat bunlardan bazılarıdır.
1947- 1948 yıllarında Alanya’nın Oba köyünde okutmaya devam ettiler. 1954 yılında Ahbab Hocaefendinin Alanya’ya müftü olarak tayin olması ile Oba kursu resmileşti.

1956- 1957 yıllarında Efendi Hazretlerinin arzuları üzerine İzmir Müftü Yardımcılığı yaptı. Orada İmam Hatip Lisesinde talebelere yaptığı; Hazretimizi tanıtıcı ve İmam Hatiplerin kuruluş gayesini anlatan bir konuşmasından dolayı Urfa’nın Birecik kazasına sürgün edildi. O dersin tesirinden çok sayıda talebe İmam Hatipten ayrıldı, bazıları Hazretimize okumaya gitti. Bunlardan biri de merhum Hüseyin Bakır Abidir. Birecik’te 45 gün kadar kalan Çırpanlı Hocamız, yine Hazretin emriyle istifa etti. İstanbul’a, Topçular’a tekamül dersi okutmak üzere geldi. Hazretin İrtihalinden sonra Alanya’ya döndü. Kemal Bey Abinin emaret makamına geçmesine en büyük destek Hocefendiden geldi. Abiye ilk biatı da o yaptı.

Hazretimizin irtihalinden sonra da hizmetlerine son nefeslerine kadar devam etti. 1960’dan 1964 Kasım’ına kadar (Şimdi Sugözü kursunun bulunduğu yerde) eski bir evde, daha sonraları meşhur Sedre kursunda, yazında kendilerinin yaylası olan Türktaş yaylasında 1974 yılına kadar talebe okutmayı bizzat sürdürdü.
Çırpanlı Hocaefendi, Hazretimizin huzurunda ve gıyabında edep ve saygıda hiç kusur etmezdi. Edep ve saygı o dereceye varmıştı ki, İstanbul’da hiç tükürmedi. Tükrüğünü mendiline alırdı. Sebebi sorulduğunda: “Hazretimin bulunduğu beldeye tüküremem” diye cevap verirdi.
34 numara plakalı bir araba gördüğü zaman hemen toparlanır, kendine çeki düzen verirdi. Böyle davranma nedeni sual edildiğinde “Hazretimin yürüdüğü memleketin tozuyla tozlanmıştır” derdi.
“Ben, değil Hazretimin şahsına, değil ehl-i beytine, İstanbul’un berduşuna dahi hürmet ederim” buyururdu.
Abimize karşı da son derece itaatkar, bağlı ve saygılıdır. Muhterem Abimiz, bir seferinde Alanya’yı teşriflerinde, Çırpanlı Hocaefendiyi biraz kilolu görmüş ve şu tavsiyede bulunmuştu: “Her sabah kazmayı alacaksın, 20 defa yeri kazacaksın.” Hocaefendi, her sabah (o zamanın Alanya idarecisi Kamil Hoca’yı yanına alarak) “Kamil Hoca, iyi say! 19 da olmasın 21 de olmasın, tam 20 olacak, yoksa yanarız” titizliği içerisinde devam etmiştir.
Abimizden selam geldiği zaman abdesti yoksa hemen abdest alır, ayağa kalkar, ceketini düğmeler, ondan sonra selamını alırdı.
“Ağabeyi meşgul ve rahatsız etmeyeceğimi bilsem, alacağım gömleğin rengini dahi sorarım” cümleleri Abiye bağlılık derecesini ortaya koymaktadır.
Çırpanlı Hocaefendi Hazretleri, gerek Hazretimizin gerekse Abimizin çok iltifat ve medhine mazhar olmuştur. Hazretimizin: “Türkiye’de Çırpanlı, dünyada Kemal gibi alim yoktur” sözleri Hocaefendi ismine ne kadar layık olduğuna kafi delildir.
Abimizin “Türkiye’de ve dünyada ne kadar hoca varsa, Çırpanlı Hoca yetiştirmiştir” ifadeleri, Hocamızın ilim ve hizmetteki mevkiini takdir ve tesbit etmiştir.
Yine Muhterem büyüğümüz “Hz. Allah, ahirette Çırpanlı ve ailesine ayrı ve hususi muamele edecektir” buyurmakla manevi derecesinin yüceliğini de ortaya koymuştur.

Son anlarını yaşadığı günlerde Hocaefendimizin ziyaretinde bulunan Muhterem Abimiz şöyle buyurmuşlar: “Çırpanlı, Çırpanlı! Ruhunun bir an evvel çıkması için acele etme, zira senin alıp verdiğin her nefesde Hazret-i Allah’ın bu ümmete çok rahmeti vardır.”
Muhterem Abimiz, Alanya’yı bir ziyaretlerinde “Çırpanlı Hocaefendinin ruhaniyeti Alanya’nın taşına, toprağına, havasına sinmiş” buyurmuşlar.
Alanya’da Hocaefendinin tartışmasız bir mevkii vardır. Sevemeyen bile aleyhinde konuşmaktan imtina eder, başıma bir bela gelir endişesi taşırdı. Bir gün iki arkadaşımız iş icabı bir hızara giderler. Hızar sahibi Hocaefendi aleyhinde konuşur. Arkadaşımızın biri, nasıl o zatın hakkında böyle konuşursun diye adamın üzerine yürür. Diğeri onu ikaz eder: “Sen bırak, aleyhinde konuştuğu zat büyüklerden biri” der. Onlar henüz ordan ayrılmamışlardı ki, hızarcı birden elini kaptırır, bileğini kestirir. Benzer hadiseler çoktur.

Son iki-üç yıl çok rahatsız olduklarından evinden çıkamayan Çırpanlı Hocaefendi Hazretleri, 23 Aralık 1980’de irtihal buyurdular. Kabri şerifleri, Alanya’nın Bektaş mezarlığındadır. Rahmetullahi aleyh rahmeten vasiaten... #ALİAKIN
Admin
Admin
Admin

Mesaj Sayısı : 4367
Kayıt tarihi : 12/01/09
Yaş : 49

https://moral.yetkin-forum.com

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Sayfa başına dön

- Similar topics

 
Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz